GENÇ KIZLAR (1963)

Bu film içersinde Türkan Şoray ,Ediz Hun ve Hülya Koçyiğit ‘i barındıran bir film.  Bu üçlüyü aynı filmde görmek kolay kolay nasip olmaz. Nihal Yeğinobalı’nın  Vincent Ewing takma adıyla yazıp sanki ingilizceden tercüme ediyormuş gibi gösterdiği bir roman. Böyle yapmasının sebebini de barındırdığı erotizmden kaynakladığını bu yüzden takma bir isim bulurken de amerikalı olmasına karar verdiğini söylemiş.  Tabi bahsettiği erotizm dozunun fazla kaçması kısmı o günün şartlarında öyleymiş kitap 1953 de yazılmış kendisi de bir genç kızmış yazar kitabı kaleme aldığında.  Ben kitabı çok merak ettim bunu da istiyorum listeme girdi bile umarım bir gün elime de geçer çünkü uyarlaması bile o günün şartarında böyle ise kitap kim bilir nasıldır .

Yönetmen Nevzat Pesen , senaryo Nihal Yeğinobalı,  görüntü yönetmeni ise Gani Turanlı .Ediz Hun ‘un ilk rol aldığı film olma özelliğini de taşıyormuş . Bir tiyatro okulunda geçiyor olaylar. Okul iyi eğitim almış hali vakti yerinde kimselerin artist olma gayeleri için kurulmuş.  müdüreleri de zaten eski bir oyuncu. Ediz Hun buraya diksiyon öğretmeni olarak geliyor kitapta hitabet öğretmeniymiş. Türkay Şoray ‘ın oynadığı  Behlül karakteri ki herkes ona eylül diyor , diksiyon öğretmeni hariç , Hülya Koçyiğit ‘in oynadığı Oya karakteri ile çok yakın arkadaş.

Öğretmen kızlar okulundaki tek genç öğretmen olunca üstüne üstlük çok da yakışıklı olunca kızların duruma yaklaşım biçimini tahmin edebiliyoruz ama bizim iskender bey ‘in hiç oralarda bezi yoktur kendi deyimiyle genç kızları kadın cinsinde saymazmış. Bense kızlardan birinin sözlerinden alıntı yaparak ”halis mulis odun” tabirini daha gerçekçi ve uygun buldum 🙂

Filmde sorunlar yok değil çok hızlı geçişler olmuş hatalar mevcud ama olsun film güzel hakkında konuşulacak bir film. o yatakhane dansları , kızların muhabbetleri , olyalar , okul hayatı falan ilgi çekici. sonra yakışık bir Ediz Hun var daha ne olsun .

Gözüme en çok batan intihar olayından sonra kızın o ölümüne aşkının hemen sönmesinin hiç inandırıcı olmaması , annesi olduğunu öğrendiği sahnede” ne anne mi ” diye bir şaşırmaması , sorgulamaması ne biliyim bir afallayıp kızacağı yerde anne diye sarılmasını tuhaf buldum , yani gerçekçi değildi bu kızı bir şoka sokardı bence . o kötü kızında derinlemesine incelenmesi lazım , bir insanı ölüme teşvik etmek nasıl bir ruh halidir bundan iyice karanlık bir senaryo çıkardı . ve son sahnede hiç inandırıcı değildi. iskender o genç görünümüyle nasıl kocaman kız sahibi anlamadım ben , evliyim çocuğum var falan dediğinde şaka mı la bu dedim yani spoiler ı bol tuttum biliyorum ama ne yapayım elimde değil ama olsun finali söylemedim bakın 🙂 e ne yapıyorsunuz bu adam hangi kıza aşık olacak , söylediği sözleri nasıl yutacak sonunda kavuşacaklar mı nasıl olacak gidin izleyin öğrenin derim ben 🙂

Her şeye rağmen fikir güzel sevdim bir de kitabı olsa tadından yenmezdi 🙂 not : izlerken fazla eleştirmeyin dönem koşullarını göz önünde bulundurun böyle filmleri de hemen harcamayın matmazeller 🙂

Reklamlar
Film içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 6 Yorum

GENÇLİK RÜZGARLARI

Yine bir Türkan Şoray , Ediz Hun filmi ile karşınızdayım . Bir klasik gibi yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını yine Nejat Saydam yapmış. Görüntü yönetmeni Melih Sertesen .

Film çocukluktan beri arkadaş olan iki insanın hayatını anlatıyor bunlar birbirlerine aşıklar ama öyle bir dostluk içinde kimse itiraf edemiyor sonra bir sürü de yanlış anlaşılma giriyor ortaya ayrılıyorlar seneler sonra tekrar karşılaşıyorlar.

Fiml ile ilgili söylenecek pek bir değişik yan bulamadım Türkan Şoray ‘ ın annesi kötü bir kadın olarak gösterilmiş şimdi bu tabiri kullandım ama kendime şaştım kötü kadın nedir yahu 🙂  neyse kız bu sebepten çok çekiyor bir şekilde amerikaya da gidiyor çocukta avrupaya oh mis valla neyse amerikadan bir de amerikan ailesiyle dönmesin mi hediyelik eşya misali ha ha amerikan aileyi oynayanların o zoraki türkçe ingilizce konuşmaları beni  kopardı .

Bir de her zaman ki gibi ikinci adam olmak zorunda niye ikinci adam olarak da süleyman turan oynuyor anlamıyorum çünkü o kadar şeker ki öyle acıyorum ki ona ikinci adam olmak yakışmıyor çok sevimli hele o teksaslı aksanını yapmaya çalışırken ne komik 🙂

Çok sevdim nidaları duyamayacaksınız benden sıradan bir türk filmi idi yalnız o şarkı çok güzeldi söylemeden geçemeyeceğim .

ah gençlik rüzgarı aşkımın baharı 

gençlik rüzgarı esti yazın baharı geçti 

bülbülün sesi bitti neredesin hatıralar 

meltem olup da sönmüş nerde gençlik rüzgarı 

Film içinde yayınlandı | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Eski Reklamlar Kuşağı #1

Merhabayın.Biz winpohu ile blogumuzu eski Türk filmlerinin yanında eski reklamlardan,eski afişlerden,eski şarkılardan yani eski ne varsa bahsetmek niyetiyle açmıştık.Artık sınavlarım bittiğine göre her şeyi winpohu’nun üzerine bırakmak olmaz dedim.Eski reklamlar kuşağı fikrimizi hayata geçiriyorum.Şarkı ve afişler de yavaş yavaş gelecek.Sizin aklınıza gelen öneriler varsa onları da memnuniyetle yerine getirmeye çalışırız.İşte eğleneceğinizi düşündügüm bir takım reklam afişleri

Evde kalmış kızların kurtarıcısı Altınbaş

Çocukluğumdan beri en sevdiğim Jingle’a sahip Mintax.Mintaxla canım Mintaxla

Saçlarınızı muntazam tutar -Necip Bey Briyantinleri 😀

Aşk karın mı doyururmuş pehehy.Yarım kilo mercimek daha iyidir iyi.

Kirlenmek güzeldir yoktu tabi o zamanlar hey gidi.

Tıraş bıçağı reklamında aşırı ataerkilleşme eğilimleri görüyorsunuz.

Eski reklamları günümüz sosyal ağlarına kurban ettiğimiz bir takım reklamlar da var tabi.

Aslında bu reklamları yapan yaratıcı dimağların adını da bulayım istiyordum ama hiçbir bilgi bulamadım.Böyle eski reklamlar görürseniz bize yollayın e mi ?Burada deli bir arşiv oluşturup hep beraber bakarız eski reklamların harikalığına.Hadi kendinize iyi bakın.

reklamlar içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 5 Yorum

Vahşi Gelin (1965)

Yine bir Türkan Şoray filmi ile karşınızdayım ama ona bu sefer yakışıklı mı yakışıklı Ediz Hun eşlik ediyor. Yönetmenliğini ve senaryosu Nejat Saydam’ın elinden çıkma ve  görüntü yönetmeni Melih Sertesen .

Ayşegül ‘ün annesi tiyatro sanatçısı olmak için evi terk ettiğinde ayşegül henüz iki yaşındadır. Zengin babası dünyaya küser ve malı mülkü geride bırakıp dağda yalnız yaşamaya başlar. İnsanlardan kaçar kızını da öyle yetiştirir. Her şeyi kızana o öğretir , okuma yazmayı bile. Ayşegül etraftaki bir kaç yaşlıdan başka insan görmez.  Ta ki o dağda bir kulube daha kiralandığını öğrenen kadar. Merakla  oraya gider, metin her şeyini kaybetmiş , iflas etmiş bir tüccardır, parasız kalınca nişanlısı da onu terk etmiştir. O da herkese küsüp inzivaya çekilmişti. Ayşegül ile tanışmaları ve bu kızın açık sözlülüğü hoşuna gider , şehirde kimse böyle değildir ama ayşegül utanmak nedir bilmeden her şeyi söylemeyi öğrenmiştir. Metin , ayşegüle aşık değildir ama kız çoktan aşık olmuştur. hayatında ilk defa başka bir insan görmüştür o da çok yakışıklıdr ne yapsın 18 yaşında ki kız hemen vurulur.

Babası kaza geçirip ölürken de vasiyet olarak Metin e kızı ile evlenmesi söyler. Metin kız ile evlenir sonra onun çok zengin olduğunu öğrenir . Kızın parası ile borçlarını kapatıp çiftliği ve köşkünü geri alır hatta kızın ona servetinin yarısını hibe etmesine de ses etmez . Üstüne üstlük eski nişanlısının ayşegül ü hor görmesine aldırış etmez ve karısını aldatmaktan da geri durmaz.  Nasıl böyle bir adam olabilir diye sinirden kudurdum desem yeridir. Evet bu hikayeyi bir erkek yazmış olmalı yoksa bir kadın bir adamı nasıl böyle karaktersiz olarak yazar . Bir erkeği böyle tasvir etmek olsa olsa acımasızlıktır çünkü o bir baş rol onun çok iyi olması gerekir oysa Metin hem karısını yanında tutup hem de eski sevgilisiyle olmayı önemsemiyor.

Filmi anlatmıyorum ben filmde bir sürü olay ve entrika kötü karakter falan Mevcud benim anlattığım şey Metin . Nasıl gıcık oldum anlatamam bir de bu ayşegül hala nasıl olur da böyle bir adama dönmek ister aklım almıyor kadını da gurursuz yapmışlar yani karakteri açısından kişiliksiz olduklarını düşündüğüm için film ile ilgili pek iyi duygular taşımıyorum.

Belki üzerinden zaman geçerse bende yatışır ve gerçekçi bir adam potresi çizmişler diyebilirim ama şimdilik o yakışıklılığına rağmen Ediz Hun ‘dan soğudum desem yeridir  şaka  şaka 🙂

Benim gibi baş rollere uyuz olmak isteyenlere tavsiye edilir 🙂

Film içinde yayınlandı | , , , , , , , , , ile etiketlendi | 2 Yorum

Garip Bir İzdivaç (1965)

Garip Bir İzdivaç pek muhterem Muazzez Tahsin Berkand ‘ın bir romanından uyarlama. Bu yazarın varlığından Bir Demet Menekşe filminin senaryosunun onun romanından esinlenerek yazıldığını öğrenmemle haberim oldu. Daha sonra küçük çaplı bir araştırma ile aslında bir çok filmde onun romanlarının uyarlandığını öğrendim . Maalesef kitaplarını bulamadım ama filmleri izleyerek sevgim kabarıyor.

Yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını Nejat Saydam yapmış.  Görüntü yönetmeni Melih Sertesen.  Boş rollerde Türkan Şoray ve Tamer Yiğit var. Onlara Süleyman Turan , Esen Püsküllü eşlik ediyor.

Konusuna gelirsek Zeynep 20 yaşında güzel bir kız , kendisinden iki yaş küçük kardeşi Naciye ve Zeynep’e deli gibi aşık izzet ile geçirdiği bir hayatı var.  haluk ise stajını Zeynep’in ölen babasının yanında yapmış zengin bir mühendis , Handan ile uzun zamandır nişanlı ve ona deli gibi aşık bu yüzden ona Leyla ile Mecnun ‘daki Kays ismini yakıştırmışlar. handan ise sadakatsiz ve Haluk’u sevmeyen bir kadın , Turhan ise hadan ‘ı baştan çıkaran çapkın ve ahlaksız erkek Kontejanında ki kendisini fazlasıyla Clark Gable benzettim o bıyıklar yüzünden sanırım ama bizim yeşilçam da ola ola kötü adam olmuş. bu durumlar nasıl bir hal alıyor da Haluk ile Zeynep garip bir evlilikte buluşuyor.

Film bir kadının intiharı ile başlıyor bundan sonrada bir kaç intihar teşebbüsüne tanık oluyoruz ki bazı yerlerde yok artık dedim mesela o köprü sahnesi ve iki insanında sadece bu tür sıkıntılardan ölmek istemesi hayat bu kadar basit mi dedirtiyor.  Asla vazgeçmeyen aşık izzeti de pek sevdim , çok tatlıydı ama genel olarak erkek karakterin ruhsuzluğu beni şaşırttı bir kadının yazdığı romanda erkek karakter neden böylesine sönük ve kadınlar neden bu kadar gurursuz demedim değil ama dönemin şartlarında bu normal sanırım.

Garip bir izdivaç fikir olarak klasik ama güzel bir klişe . çok şey beklemeden izlenirse hoş detayların keyfine varılabiliniyor.

Olur da film izleme düşüncesindeyseniz fazla türk filmivari kötüleri ve entrikaları ile sıkılmayacağınız kesin . İyi seyirler efem 🙂

Film içinde yayınlandı | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Tığ Gibi Delikanlı (1964)

Blogu açtık açmasına ama hiç bir yazı gelmedi . Ben bu kok buraları boş bırakmaz diyordum ama malum okul hayatı sınavları falan var ee iş başa düştü . havalar sıcak ya öyle ilk yazı için özel bir film seçmeye halim yok gibi öyle güzel yazılarda dökülmez bu kalemden  ama burasını da boş bırakacak değilim dedim bari şu izlediğim siyah beyaz filmlerden bir kaçını anlatayım.

Tığ Gibi Delikanlı ‘yı izleme sebebim Tanju Gürsu ‘dur. Her nedense bu adamın gençlik hallerini pek beğeniyorum. oyuncular bakımından oldukça göz dolduruyor. Filiz Akın , İzzet Günay , Hulusi Kentmen ve daha niceleri …

Yönetmenliğini Ülkü Erakalın yapmış , senaryo Şevket Tuncel ve Safa Önal ‘a ait, görüntü yönetmenliğini ise Memduh Yükman yapmış.

Konusuna gelirsek yeşilçam ‘ın çok sevdiği köşk temalı zengin kız, fakir genç aşkı barındıran ama içerisine sıcacık bir mahalle hayatı sığdırmış, onların hayat gayelerini anlatan bunu yaparken mahalle jargonu ve esprileri ile tadı kıvamı yerinde olan bir film.

Zengin kızımız Filiz Akın yani Gül , Tamirci Tanju Gürsu yani Murat ile çok türk filmvari bir tesadüfle karşılaşır ama zengin baba kızını borçları karşılığında başka bir adama vermek ister , üstelik bu adam bildiğimiz gibi para peşinde dolandırıcının biridir.

Murat ‘ın yakın arkadaşı Hilton Ali ‘yi de unutmamak lazım. İzzet Günay ‘ın hayat verdiği bu karakterin hayalleri beni benden aldı. Neyse en iyisi bu mahalleyi Murat’ın kendi ağzından dinleyelim .

Murat; “Aşağıda, Eskiçiçek Mahallesi’nde otururum ben. Otomobil tamircisiyim. Bir arkadaşım var, Ali. Biz Hilton Ali deriz. Garsondur. En büyük gayesi İngilizce öğrenip Hilton’da çalışmaktır. Döküntü Emine’yi sever, Pencere Cemil’den kıskanır Onu. Pencere Cemil rontgencilik (‘röntgencilik’) yapar. Bu yüzden hapis yatmışlığı vardır. Kamyon Ahmet’in en kral arkadaşıdır. Kamyon Ahmet’se Leyla’ya tutkundur. Kuru yerden nem kapar.

Fazla da uzatmayayım iyi bir film yani o lakapları olan ahali benim sevdiğim mahalle kültürü ve jargonu ve komedisiyle iyi. tabi isterseniz eleştirecek şeylerde bulabilirsiniz ama bunu ben yapmayacağım .

Merak eden olursa , olur da bir siyah beyaz film izleyeyim derseniz iyi seyirler efem 🙂

Film içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 3 Yorum

Bi Kuple Yeşilçam

Merhaba

Yeşilçam sevdamız doldu taştı.Biz de elimizde bir arşiv olması amacıyla bu blogu açmaya karar verdik.

Yazılarımızla burada olacağız.

Hepinize Turist Ömer selamı çakar,esenlikler dileriz.

Uncategorized içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | 15 Yorum